
Uzun süre önce(2 sene kadar) Marmara üniversitesi bünyesinde çıkan ‘’FISTIKÇIŞAHAP’’ dergisi için Fırat can Güngör ile birlikte yaptığımız bir röportajdır. Ancak o dönem yönetim ve okuldaki faşist dostlarımızın çabaları sonucu basım ve dağıtımda sıkıntı yaşamış, kimseye ulaştıramamıştık. Bu vesileyle durumu ve dönemi anlattıktan sonra girizgahı geçip röportajı orijinaline dokunmadan yayınlıyorum. Günümüzdeki politik konjenktürün o dönemkiyle ne denli benzeştiğini ve bu durumun nedense hiç şaşırtıcı olmadığını şöyle bir aklımdan geçiriyor , NİLÜFER AÇIKALIN a çok teşekkür ediyor, gecikmeden dolayı affını rica ediyorum.
----------------
öncelikle şunu söylemeliyiz ki hazırlanış süreciyle olsun röportaj öncesi ve esnasıyla olsun çok zor , zor olduğu kadar da zevkli bir röportajdı...
sanatın her alanında aktif biri vardı karşımızda sorulacak şeyler fazla, bizim röportaj deneyimimiz azdı, ayrıca çok sıcak ve esprili biri olduğundan kayıtta sık sık konu dağıldı , gülme krizleri yaşandı.. kısacası çok güldük, çok zorlandık, çok zevk aldık. umarız siz de zevk alırsınız..
Fırat ya da ben: sanatın hemen her dallarıyla ilgilisiniz, bu hep böyle miydi??Süreci biraz özetler misiniz???
N.A: bana açılan yolu çok ufak yaşlarda belki de ilkokul yıllarında keşfettim.Bu çok net bir farkındalıktı.Önceleri sadece yazarak başladım.10 yaşına kadar tek çocuktum.Sadece kitaplarla arkadaşlık ediyordum.O yıllardan sonra yazmak ve tiyatro hep hayatımın içinde oldu.Ama bunun yanında pek çok şey de vardı. Jimnastik,spor başka başka sanat dalları gibi...
f y.d.b: yeteneğinizi kendiniz mi keşfettiniz yoksa yönlendirmeler oldu mu??
N.A: Tabi, çok iyi eğitmenlerim oldu.Bu hayatımdaki en büyük şansım diyebilirim.Güvendiğin ve inandığın bir öğretmen senin ufkunu açabilir.Ayrıca tiyatro metinleri de vizyonumu genişletti.Her biri seçilmiş oyunlardı.Toplumsal ve kişisel sorun ve çözümlerine dair fikirler veriyordu.
f.y.d.b.: Müziğe olan ilginizi biliyoruz, bu yönünüzü nasıl keşfettiniz??
N.A. : bu yolun içinde hep müzik de oldu.Konservatuarda şan eğitimi aldım.Biz Pink Floyd,Led Zeppelin,Scorpions,Tom Waits,Janis Joplin,The doors(ahh doors) gülüyor :)) Bob Marley'lerle büyüdük.Ama dinlediğim müzik bir yana , hayatımın tümünde bir klasik müzik durumu var.O beni rahatlatıyor ve dış seslerden uzaklaştırıyor.Sessizliğe tercih ettiğim bir şey olduğunu söylesem doğru bir tanım yapmış olurum herhalde.
f.y.d.b.: ‘’keşke’’ leriniz var mı?
N.A.: bir enstruman virtüözü olmak isterdim.Özellikle keman...Ama var olan tüm yeteneklerim için binlerce kez şükrediyorum.Yetinmek bu hayatta öğrendiğim en önemli şeylerden biri...Olumlu düşünmeyi her zaman benimsemişimdir.
f.y.d.b.: sanıyoruz bir tek resim kaldı o konuda da çalışmanız var mı???
N.A: Nerde bende o yetenek :)) ama evimdeki afişler, posterler, görsel niteliği olan çeşitli materyalleri topladığımı fark ettim.Ve bunları sınıflayıp bir başka şeye dönüştürebileceğimi düşündüm.O sırada uzun süren bir işsizlik durumumda vardı.Bu çalışmalarım için vakit bulmamı sağladı.Bu süre içerisinde aklımda oluşan kolajlar, maddi olarak şekil buldu.Bir yerde gördüğüm bir afiş uzun zaman sonra başka bir yerde gördüğüm afişle beynimde kendiliğinden bir etkileşime girmeye başladı bende bunları bir araya getirerek ölüm, mutluluk,yemek vb. temalarla ilgili çalışmalar yapmaya başladım.Belli bir sayıya ulaştığımda da sergilemeye karar verdim.Kısacası kendiliğinden gelişen bir süreçti. Yine de birkaç sergi oluşturacak kadar ciddi boyutlara ulaştı.
f.y.d.b.: Şu anda vizyonda olan Meleğin Sırlarından biraz bahseder misiniz??
N.A.: Bir konuk oyuncu rolüydü, senaryoyu okudum çok beğendim.Çekimler 1 ay boyunca ABD, LA, de olacaktı.Bu da bana cazip geldi.Farklı bir ortam ve heyecan arayışım burada yine beni tetikledi. Sonuç olarak kimse beni durduramadı tabi :)
f.y.d.b.: Aradaki negatif ve pozitif farklar nelerdir???
N.A.: Sokaklarda yürürken hep negatif farkları görüyorsun, eleştiriyorsun ancak çalışırken, insan faktörünün milleti olmuyor.Herkes işini yapıyor ve bakıldığında oradaki bir ABD'liyi sette saryo döşeyen Ahmet Abi'ye benzetebiliyorsun :) Turist olarak gitmekle çalışmak için gitmek arasında büyük fark varmış.Ama faşistçe bulduğum şeylerde var.Örneğin çok abartılı, samimiyetsizlik, soğukluk derecesinde bir profesyonellik var.Biz ülkemizde birbirimizin acısını çoğu zaman paylaşırken orada böyle bir şey göremedim.
f.y.d.b.: İngilizce oynamak zor oldu mu??
N.A.: Yoo, konuşmadığın sürece zor olmuyor :)))
f.y.d.b.: diğer oyuncularla ilişkileriniz nasıldı???
N.A.: insan ilişkilerim hep iyi olmuştur. Anlaşmak konusunda sorunum olmaz.Yaptığımız iş kollektif bir uyum gerektirdiğinden sorun yaşama gibi bir lüksümüz yok.
f.y.d.b.: Sanat filmi-Gişe filmi ayrımında kendinizi nerede görüyorsunuz??? gerçi duruşunuz ve dahil olduğunuz projeler bu soruya gereken yanıtı veriyor ama...
N.A.: Ah bir görebilsem :)) Ben şanssız bir kuşağım.Çünkü tek kanal varken tv oyunculuğu yaptım ve üne çok erken yaşta sahip oldum.''Kim bunlar'' diye bir dizimiz vardı.Çok önemli ve keyifli bir projeydi.Henüz 18 yaşında tanınma meselesini kavradım ve geri kalan hayatımda umurumda olmadı.İnsan ilişkilerinde vs. beni hiç etkilemedi.
f.y.d.b.: her anlamda pozitifliğiniz rahatlıkla anlaşılıyor, ama yine de umutsuzluğa düştüğünüz anlar olmuyor mu??
N.A: O zamanlar kitaplara sığınırım. Onlar bana yol gösterir. Zaten geriye dönüp baktığımda yaşanan sorunlar unutuluyor.Sadece yapılan işler kalıyor ve bu da bana bir mutluluk veriyor.
f.y.d.b.: Kendinizi tam olarak nerede ve ne olarak görüyorsunuz???
N.A.: Hayatımın anlamını yazarlık olarak görüyorum.Ardından sinema ,tiyatro vs diye sıralayabiliriz:))
f.y.d.b.: Sanatçılığın doğuştan gelen bir yetenek olduğunu mu düşünüyorsunuz okullu-alaylı tartışması malum..??
N.A: Ben yeteneklerin geliştirilebilir olduğunu düşünüyorum. Kişinin kendisini keşfetmesiyle alakalı.Yetenekli olup üzerine gitmediği için bu yeteneği körelen çok insan tanıyorum.
f.y.d.b.: Hayatınızın anlamına dönersek... kitaplarınız…?
N.A: Yazarlık benim yazmayı öğrendiğim andan itibaren geliştirdiğim bir şey .Uzunca bir süre yazdıklarıma kıymet vermedim hatta bir çoğunu kaybettim.daha sonra öyküler halini almaya başladılar ve nihayet akıllanıp onları korumaya başladım.(gülüyor) Şu anda 6. kitabım çıktı(Çatlak Zamanlar)
f.y.d.b: son politik gelişmelerle ilgili ve genel olarak siyasetle ilgili yorumlarınız nelerdir???
N.A.: Ben politikanın satanizmle aynı anlama geldiğini ancak farklı kelimelerle yazıldığını düşünüyorum. Anlamıyorum ve sevmiyorum. ülkelerin , sınırların olması ve bütün bunların sadece erkekler tarafından yönetilmesi son derece katı olmaları, savaş konusundaki tavizsizlikleri sinirlerimi bozuyor.Son zamanlarda laiklik meselesinin tartışmaya açılması, türban denilen tasın kafalara geçirilip bunu siyasi simge olmadığının söylenmesi ve yükselen gerici dalganın hangi bilinçte olduğunun iyice açığa çıkması beni bu işlerden biraz daha fazla soğutuyor.İnancımın bana verdiği bir kuvvet var.bunlar sevgi ve barış.Bu düşüncemi insanlara diyaloglarım sırasında yansıtıyorum bence bu yeterli.
f.y.d.b: türban konusunu biraz açarsak???
N.A: Tamamen öğrencileri bölmeye çalışıyorlar. 20 sene önce sağ-sol diye böldüler şimdi türbanı kullanıyorlar. işte bu politika.O kızlar da kafalarını örtmenin yada açmalarının kimse için bir fark yaratmayacağını çok iyi biliyorlar.Bu nedenle sorunların kaynağını görmek ve çözümleri barışçıl yöntemlerle üretmek her zaman daha faydalıdır diye düşünüyorum.
f.y.d.b.: Politikanın erkeklerin tekelinde olmasının sebepleri nedir sizce??
N.A: Bence uygulanan bir baskıdan ziyade, kadınların geriye çekilip izleme gibi bir durumları var.En azından ben potansiyel bir anarşist olarak kendi adıma böyle düşünüyorum.Olumluya yormaya çalışarak şiddete yol açmasını engelliyorum bir şekilde. En azından içimdeki öfkeyi erteliyorum (gülüyor) Ama mecliste erkekler kadar kadınlar da olsaydı ülkemiz ve dünya daha başka bir yer olurdu.bundan eminim.
f.y.d.b.: son sınır ötesi operasyonlarla ilgili ne düşünüyorsunuz??
N.A: Politikadan anlamadığımı söyledim ancak savaşın her türlü karşısında bir insan olarak eğitimin tek çözüm olduğunu bunun içinse Köy Enstitüleri benzeri bir oluşumun tek yol olacağını düşünüyorum.Neden kapatıldığını bilmiyorum ancak oralarda yaşayan insanların eğitime ve sosyal adalete ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.
f.y.d.b.: Tekrar müziğe dönersek Gökhan Dabak'la bir çalışmanız vardı.Halen devam ediyor mu??
N.A.: Seyirciyle tanışmak için geçen sene sahneler aldık çeşitli yerlerde.Ama şuanda ara verdik. www.niluferacikalin.com adresinde 2 şarkı var.Yaptığımız 40 şarkıdan bazı örnekleri yayınlıyoruz.Şu anda da yeni bir grup ve proje hazırlığındayım.
f.y.d.b: Altyapılar ,tarz???
N.A: Rock tabi ki...kaçınılmaz bir şekilde rock ama kendilerine özgü durumları da var.Özellikle Gökhan dabak'ın ve benim son 3 senedir yaptığımız beste ve söz çalışmalarının üzerinde duruyoruz.Gelişimleri tamamlandığında sanırım projelerimiz hayata geçecek.
f.y.d.b: Sahnede tiyatral bir tavrınız var bu bilinçli bir tercih mi???
N.A: Eğitimle alakalı böyle bir dışavurum olabilir.Zaten yaptığım her işi birbirine harmanlayarak yapıyorum.Hiç biri birbirinden farklı işler değil.Zaten ister istemez birbirlerine destek oluyorlar.Yazarken de öyle.Öykülerimde sinematografik bir yan vardır.İzlermişcesine okuyabilirsiniz.
f.y.d.b: son olarak en önem verdiğiniz şeye, yazılarınıza dönelim. Öykülerinizi nasıl tarif ediyorsunuz??
N.A: Öykülerim tuhaf bir şekilde komiktir.Kara mizah vardır.Bu benim yapımda da çokça gördüğüm bir durum.Benim bakış açıma göre hayatın içinde de kara mizah görülüyor.Ancak ünlü olmam öykülerimin hak ettiği saygıyı görmesinde hep bir engel oldu diye düşünüyorum.Yazılarım genellikle ''O da mı kitap yazmış'' önyargısına maruz kaldı.