Anca bir dost güldürebilir seni
Ama lamba onu da görmüyor işte
Egomu direklerle yorup kroşelerle sarsıyorlar
Bir teklifle devriliyor her şey
Gizli bir yudum alıyorum
Biz mezarlıkları böyle bilmezdik üstad!
Adam gibi ayrılıklar da varmış
Karakteriyle gidenler de
Ve görmediğin can yakıyor üstad!
Bir yere koyamadığın olmadık yerlerden çıkıyor
Fona kemanlar koyup şiirler yazdığın gidiyor da
O kalıyor üstad!
Böyle hayal etmemiştim hiçbir şeyi
Hayallere yaklaşınca utanacağımı düşünmezdim
Kaybolmak garip şey üstad!
Neler oldu
Nasıl oldu
Bu kemanlar neden susmuyor
Pank öldü ya
Arabesk kazık mı çaktı?
Gitmek bile yetmiyor sanki
Ve mezarlıklar pek de resmedildiği gibi değil!
Çiçekler konulduğu gibi soluyor,
Kekiği de anca makarnanın üzerine koyuyorlar
İspanyolca bir ihanet romanına ya da...
Biz kahvaltı yapmayı da bilmiyormuşuz be üstad!
Bir taksim geçiyor ki dağılıyoruz…
O zaman bu yudum benim şerefime,
Gerisi senin…
Şerefine!
(Romalılar insanlar için öldü demezlermiş, yaşadı derlermiş: VİXİT)
28 Ocak 2010 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder